Hilkat-i insan, vahy-i ilahiyi iktiza eder.

İnsanı yaratan Rahman olduğu gibi; onun yaradılış gayesini ve şu dünyadaki vazifesini ona ta’lim edecek olan da yine Rahman’dır. Esma-i İlahiye biri birisiz olmadığından, Rahman ismi, ta’lim-i Kur’an’ı istediği gibi; Halık ismi de bu ta’limi ister. Şöyle ki:
Okumaya devam et Hilkat-i insan, vahy-i ilahiyi iktiza eder.

“Rab” edinmeyin!..

Meşhur Hatem-i Tâî’nin oğlu Adiy, Peygamber asm’ın huzuruna boynundaki haç ile girmişti. Peygamber (asm); “Ey Hatip boynundaki haçı çıkar ve at.” dedikten sonra: “İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi.” Yani; “Onlar, ahbarları (dîn adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) Allah’tan başka ‘Rab’ler edindiler.” (Tevbe 31) ayetini okudu. Adiy; “Ya Resulallah, ahbar ve ruhbanlara biz ibadet etmezdik deyince Peygamberimiz (asm); “Allah’ın helal kıldığına haram derler, siz de haram kabul etmez miydiniz? Allah’ın haram kıldığına helâl derler, sizde helâl saymaz mıydınız?”şeklinde sual ettiAdiy’in cevabı ise Evet oldu. Bunun üzerine Resulullah (asm) buyurdu ki  “İşte bu onlara ibadettir.” Demek helal ve haramın tespiti, sadece Allah ve Resulüne (asm) aittir. Helal ve haram kavramına, Allah ve Resulünün (asm) haricinde kimse müdahale etmeye yetkili olmadığı gibi, muhalefette edemez. Aksi bir durum; neuzubillah “Rab”lığı ilan ve kabul etmeye kadar gider… Feteemmel…

Okumaya devam et “Rab” edinmeyin!..

Laik sistemin paralel cemaati!..

Din ile hayatı kabil-i tefrik (birbirinden ayrı) gösterip, dinsizliği muasır medeniyet diye lanse eden laiklik; toplumun felaketine sebep olmuştur. Bu necip millet, özel çaba sarf edildiği halde dinsiz yapılamamıştır. Hayatın her alanında tatbiki saadetimize vesile olan Peygamberimizin Rabbinden aldığı emir ve yasaklara; milletimiz günde beş defa namaz ile tecdid-i biat ederek çeşitli bedeller ödemiş, hatta bu uğurda can vermiştir.

Okumaya devam et Laik sistemin paralel cemaati!..

Paralel yapıların “anası” laikliktir…

Âlem-i İslam kan ağlıyor… Ümmeti ırkçılık denilen illet ile tefrika ateşine atan din ve İslamiyet düşmanları, bunu biraz daha ileri taşıyarak hizipçilik manasını ifade eden “cemaat” kavramı ile nur-u ilahiyi söndürmenin(!)hesabını yapıyor. Ümmeti Muhammed’in  inhilaline sebep olan bu kavrama; din ile devleti birbirinden ayıran ve muasır medeniyet(!) diye bizlere dayatılan ana sebep, hiç şüphesiz ki “laikliktir”. Rabbimiz “Velatenezeu“ ayetiyle bölücülüğün ana esası olan bu tarz niza ve çekişmeleri yasaklamıştır. Demek “paralel yapı” diye tabir edilen ve devlete muvazi büyüyen bütün yapılar, kendi ideolojisini ve görüşünü hâkim kılmak adına; hem devletin, hem de ümmetin felaketi olmuştur. “FETÖİZM” hareketi bunun en bariz örneği değil mi? Okumaya devam et Paralel yapıların “anası” laikliktir…

Türkiye esir mi, yoksa ecir mi?

Ülkemiz bir terör sarmalının içinde. Sadece çevremiz değil, içimiz de terör belasına bulaşmış durumda. Bir yandan DAEŞ ve PKK terör örgütleriyle mücadele ederken; diğer yandan da FETÖ denilen virüsü bünyemizden söküp atmaya çalışıyoruz. Millet olarak biliyoruz ki; mezkûr terör örgütlerini kullanan bir güç var. Her ne kadar kullananın ismi; kimi zaman Amerika, İngiltere, Fransa veya Almanya olsa da; bunların tepesinde bir üst aklın olduğunun da bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Bu necip millet, Anadolu’nun İslam toprağı olduğu ilk günlerden bugüne kadar; belki de ilk defa bu kadar taarruza maruz kalmıştır.
Okumaya devam et Türkiye esir mi, yoksa ecir mi?