‘Dellal-ı Kur’an’ olan Bediüzzaman ile ‘Ulu Hakan’ Abdülhamid Han arasındaki fitneciler!..

Bediüzzaman Said Nursi her daim tartışılan, sürekli gündemde olan ve birileri tarafından “kasten” olumsuzluklarla nazarlarda tutulmak istenilen bir şahsiyettir. Bediüzzaman’ın kişiliği, karakteri ve inancı hakkında, kendi sözüne ve beyanlarına “itibar” edilmeyerek;  ne idüğü belirsiz kişiler tarafından o zat-ı muhtereme ait  sözler; “zorla” tevilat-ı faside ile “tevil” edilerek, piyasaya onun ağzından çıkmış gibi “servis” ediliyor. “On üç asır evvel şeriat-ı garrâ teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, din-i İslam’a büyük bir cinayettir. Ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir.” diyen bir Bediüzzaman “Avrupa kanunlarının” taraftarıymış  gibi; “Zira en mukaddes maksadım, şeriatın ahkâmını tamamen icra ve tatbiktir” diyen bir Bediüzzaman “demokratmış” gibi;“Eûzü billahi mine’ş-şeytani ve’s-siyaset” diyen bir Bediüzzaman “siyasetçiymiş” gibi; “Eskiler (CHP) onlara muhalif olduğumuz için, yeniler (DP) onları desteklemediğimiz için bizi eziyorlar.” diyen bir Bediüzzaman ise “Demokrat Parti” taraftarıymış gibi gösteriliyor.
Okumaya devam et ‘Dellal-ı Kur’an’ olan Bediüzzaman ile ‘Ulu Hakan’ Abdülhamid Han arasındaki fitneciler!..

Cemaat ve Tarikatlara uyarı: Kendisine itaat Allah’a itaat sayılan tek kişi Peygamberimizdir (ASM)!..

Meşhur Hatem-i Tâî’nin oğlu Adiy, Peygamberimiz (asm)’in huzuruna boynundaki “haç” ile girmişti. Peygamberimiz (asm); “Ey Hatip boynundaki haçı çıkart ve at.” dedikten sonra : “İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi ” Yani; ” Onlar, ahbarları (dîn adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) Allah’tan başka “Rab”ler edindiler.” (Tevbe 31) ayetini okudu. Adiy; “Ya Resulallah, ahbar ve ruhbanlara biz ibadet etmezdik” deyince, Peygamberimiz (asm); “Allah’ın helal kıldığına haram derler, siz de haram kabul etmez miydiniz? Allah’ın haram kıldığına helâl derler, sizde helâl saymaz mıydınız?” şeklinde sual etti. Adiy’in cevabı ise “Evet” oldu. Bunun üzerine Resulullah (asm) buyurdu ki “İşte bu onlara ibadettir.” Demek helal ve haramın tespiti, sadece Allah ve Resulüne (asm) aittir. Helal ve haram kavramına, Allah ve Resulünün (asm) haricinde kimse müdahale etmeye yetkili olmadığı gibi, muhalefette edemez. Aksi bir durum; neuzibillah “Rab”lığı ilan ve kabul etmeye kadar gider… Okumaya devam et Cemaat ve Tarikatlara uyarı: Kendisine itaat Allah’a itaat sayılan tek kişi Peygamberimizdir (ASM)!..

ABD BİZİ YILLARCA AYAKTA UYUTMUŞ!..

Geçtiğimiz günlerde Malatya’nın şirin ilçesi Pütürge’ye; bir etkinliğe katılmak münasebetiyle gitmiştim. Kadim dostum Timur İnce ile ABD’nin Türkiye’ye yaptığı yaptırımları konuşuyorduk. Gazeteci ve aynı zamanda yazar olan sayın İnce’den enteresan ve bir o kadar da farklı şeyler duydum. Toplum olarak bu durumu “ayakta uyumuşuz” şeklinde yorumladım. Meğer dost(!) sandığımız ve müttefik(!) olarak gördüğümüz Amerika; yıllarca bizi hem sömürmüş, hem de sinsice ve düşmanca yaklaşmış. Okumaya devam et ABD BİZİ YILLARCA AYAKTA UYUTMUŞ!..

Birleşmiş Milletler çöküyor!..

Dünyanın yaratılışı altı gün olduğu gibi; insanlık tarihi de buna mütenasip olarak altı devirdir. Beş devri sancılı bir şekilde geçiren beşeriyet, altıncı devir olan; “malikiyet ve  serbestiyet”  şeklinde de tabir edilen “hakiki hürriyete”, an itibariyle ulaşmanın mücadelesini veriyor…
Okumaya devam et Birleşmiş Milletler çöküyor!..

“Mehdiyyet” Kur’an’ın iman cereyanıdır.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi Mehdiyet makamı; ümmeti şahsa ve şahıslara davet etme makamı değildir. Kim bu makamı bu şekilde kullanırsa; o ve aveneleri sahtekârdır. Ancak Mehdi’nin Peygamberimiz (a.s.m) tarafından haber verilmesi ise; alem-i İslam’ın  kuvve-i maneviyesi açısından çok önemlidir.

Okumaya devam et “Mehdiyyet” Kur’an’ın iman cereyanıdır.

Mehdiliğini “iddia” eden sahtekâr Mehdiyeti “inkâr” eden dalalettedir!

Din-i Mübin-i İslam’ın birçok meselesi gibi, günümüzde Mehdiyet konusu da su-i istimal edilmektedir. Hatta ülkemizde Mehdi olduğunu iddia eden birçok “sahtekâr”, Müslümanların saf ve temiz duygularını maalesef göz göre göre kullanmaktadır. Birçok İslam âlimi(!) ise, güya bunlarla mücadele adına; dinde ciddi “tahribat” yapmaktadırlar.

Okumaya devam et Mehdiliğini “iddia” eden sahtekâr Mehdiyeti “inkâr” eden dalalettedir!

Sofizm’in gerçek yüzü!..

1990’lardan itibaren, Amerika merkezli batılı devletler tarafından; İslam ülkelerinde “sofizm” hareketini canlandırıp; Müslümanları “cihat” ruhundan uzaklaştırmak ve pasifize etmek için yapılan her türlü çalışmaya destek vermişlerdir. Bu destek sonucunda ise; hesap rakamlarına sığmayacak miktarda para; PakistanAfganistanIrakSuriye ve Türkiye’ye gönderilmiştir. Bu ülkelerde paranın teslimat adresi ise; o bölgelerde nüfusu kuvvetli ve etki alanı geniş hocalar(!) ve şeyhler(!) olmuştur. Günümüzdeki şeyhlerin ve hocaların “batı sempatizanı” olması, Kur’an ‘sız ve hadis siz bir dini yayma çabaları; yalnızca  “sofizmden” ibaret bir İslamiyet’in halka anlatılması ve halkın sadece bu yönden yetiştirilmesi(!) istenmiştir. Hatta bundan bir kaç sene evvel bir tarikat liderinin Amerikalı bir heyet tarafından cezaevinde ziyaret edilmesi  ve “Size Mısır’da, Pakistan’da ve Afganistan’da medreseler açalım” şeklinde bir teklifle gidilmesi; o tarikat şeyhinin de bu olayı televizyon ekranlarında canlı yayında itiraf etmesi; bu iddiamın en bariz delillerinden biridir. Okumaya devam et Sofizm’in gerçek yüzü!..

Gâvura ‘kürdan’ hizmeti gören ‘cemaatler’

İslam hukukunda devlet; en geniş İslam cemaatidir. Bu cemaat sistemini muhafaza etmek de  devletin görevidir. Devletin kendisini cemaat olarak görmesi ve anlattığım menfi manadaki örgütlenmelere karşı çıkması lazımdır. Dört halife zamanındaki gibi devlet bir olmalıdır. Bunu bozacak her türlü şeyin de men edilmesi gereklidir. Okumaya devam et Gâvura ‘kürdan’ hizmeti gören ‘cemaatler’

‘Yabancı yatırım durdu’ diyenlere!..

Ülkemizin teknoloji üssü olması adına büyük adımların atıldığı bir dönemde “Çorbada tuzum bulunsun” misali benim de bir katkım olsun istedim. Önceki gün Gümrük ve Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkci ile Çin’in elektronik devi Huawei firması ve ABD’li elektronik-lojistik firması Flekxtronics firması yetkililerini görüştürdüm. Sayın Bülent Tüfenkci’nin hemşerim olması bu görüşmeyi ayarlama cesaretini göstermemi sağladı. Türkiye’ye yabancı yatırımların durduğu iddia edilen bir dönemde böyle olumlu bir görüşmeye ön ayak olmak beni ziyadesiyle memnun etti. Bugünkü yazımı, teknoloji transferi ve Türkiye’ye yapılacak yatırımlarla ilgili görüşlerime ayırma ihtiyacı hissettim.
Okumaya devam et ‘Yabancı yatırım durdu’ diyenlere!..