Ağlayarak(!) aldatan mescid-i “dırar’cılar”

Müslümanlara; İslamiyet’le alakası olmayan şeyler varmış gibi göstererek, inançlarını bozmaya çalışan şer güçlerin varlığını, hemen hepimiz gördük veya duyduk. Şer güçler kelimesinin bir paranoyanın ürünü olduğunu söyleyenler de var. Ancak bunun bir paranoya olmadığını, Müslümanların inançlarını boz ve yönet mantığıyla hareket eden bir gücün veya güçler topluluğunun hummalı bir faaliyeti olduğunu kimse inkar edemez. Bu olaylar bugün olduğu gibi geçmişte de yaşanmıştır. İslam tarihini okuyanların iyi hatırlayacakları Mescid-i Dırar hadisesi konumuza ışık tutmaktadır. Olay şu şekilde gerçekleşmişti:

MESCİD-İ DIRAR HADİSESİ

Hz. Peygamber (sav), Tebük’te 20 gün kadar kaldıktan sonra, ashab-ı kiramın ileri gelenleri ile istişare ederek geri dönmeye karar verdi. Bizans ordusu saldırmaya cesaret edememiş ve amaca ulaşılmıştı. O gün için daha fazla ileri gidip kan dökmeye ihtiyaç yoktu. Çünkü Şam yöresini fetih gibi bir amaçla yola çıkılmamıştı. Üstelik Şam yöresinde bulaşıcı bir hastalık (tâun) olduğu haberi de alınmıştı. Geri dönüş için yola çıkan İslam ordusu, Ramazan’ın ilk günlerinde Medîne’ye ulaştı. Hz. Peygamber (sav), Tebük’e giderken Medine’ye bir saat uzaklıktaki Ziyevan Köyü’ne vardığında, münâfıklardan bir heyet gelerek: “Ey Allah’ın Resulu! Biz hastalar ve Kuba Mescidi’ne gelemeyenler için özellikle yağmurlu gecelerde namaz kılmak üzere bir mescit bina ettik. Teşrif edip burada namaz kıldırsanız, hayır ve bereketle dua buyursanız memnun oluruz” demişlerdi. Sevgili Peygamberimiz (sav), bunun Tebük dönüşünde olabileceğini buyurmuştu. Dönüşte münafıklar bu sözünü Allah elçisine hatırlatıp, yeni yapılan mescide buyurmasını istediler.

Söz konusu mescit “Ebû Âmir Fâsık” adlı bozguncu bir münafığın teşvikiyle “Kuba Mescidi’nin” cemaatini bölmek niyetiyle yapılmıştı. Ayrıca bu mescit, Hz. Peygamber’e suikast düzenlemek üzere silâhlarla donatılmıştı. Hz. Peygamber (sav), bu mescide gitmeye hazırlanırken Cebrail (a.s) gelerek durumu haber verdi.

KUR’AN-I KERİM NE DİYOR?

Kur’an-ı Kerîm’de bu mescitten şöyle söz edilir:

Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah ve Resulü’ne karşı savaşanlara gözetleme yeri hazırlamak üzere bir mescid yapanlar; “Biz sadece iyilik yapmak istiyorduk” diye yemin ederler. Allah da şahittir ki bunlar yalancıdırlar” (Tevbe, 9/107).

“Ey Muhammed! Bu mesctde asla namaz kılma. Şüphesiz ki, başlangıcından itibaren takva üzere kurulan mescitte (Kuba mescidi) namaz kılman daha hayırlıdır. O mescitte kendilerini maddî ve manevi kirlerden temizlemeyi seven adamlar vardır. Allah temizlenmek isteyenleri sever” (Tevbe, 9/108; bk. 109, 110).

Bunun üzerine Hz. Peygamber( sav) ashab-ı kiramdan Mâlik b. Dehsan ile Ma’n b. Adiyy (r. anhümâ)’yi Mescid-i Dırar’ı yıkmak üzere gönderdi. Bu sahabeler mescidi yakıp yıktılar. Böylece kötü amaç için bina edilen bir mescit ortadan kaldırılmış oldu (bk. İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, III, 71; İbn Sa’d, Tabakât, III, 540 vd; İbn Kesîr, Muhtasar Tefsîr, II, 169; Kâmil Miras, Tecrîd-i Sarih, X, 422).

KENDİNİ ZÜHD VE TAKVA SAHİBİ GÖSTERENLER

Yukarıda belirtildiği gibi Mescid-i Dırar’ın kurulmasının yegane sebebi münafıkların nifakını gizlemek istemesidir.

• Münafık odur ki diliyle ikrar ettiğini kalbiyle tasdik etmeyen, sözde Müslüman’dır.

• Münafık odur ki yaptığı hile ve hud’ayı gizlemek ve kamufle etmek adına (Mescid-i dırar misali) kendini zühd ve takva sahibi gösterendir.

• Münafık odur ki süslü ve şatafatlı sözler ederek yuvarlak konuşan; nifakı belli olduğunda ise “Yok efendim biz öyle demedik de, böyle dedik” diyerek ani refleks gösterendir.

Tarihte her zaman böyle insan suretinde şerliler olduğu gibi, hali hazırda da var olmaya devam etmektedir. Zira bu imtihanın gereğidir.

İSLAM PEYGAMBERİ UYARIYOR

Resul-i Ekrem (sav), “Günah işlemede nihai (son) seviyeye gelen adam iki gözüne hakim olur, istediği zaman ağlar.” Buyurmuştur (bk. Muhtarul ehadis 11. Sh 80. Hadis). Demek kişinin istediği zaman ağlaması bir kabiliyet ve sanattır. Bu hadis ile Peygamber Efendimiz (sav) müteyakkız yani uyanık olmamızı emr ediyor. Dolayısıyla istediği zaman ağlayan, ağlayarak sözde vââz(!) ve nasihat(!) edenlere karşı bizleri uyarıyor!..

Bakınız İslam Peygamberi (sav) bizi kimler için uyarmış. Bu uyarının muhatabı olabilecek bir zatı(!) tanıyor olabileceğinizi bilerek, kendisinden birkaç örnek vermek istiyorum.

• Ağlayarak  kendisini zühd ve takva sahibi gösterenlere karşı uyarıyor.

• Bir tek ceketim vardı… Geçenlerde ayakkabımı dikmek için çuvaldız aradım ama bulamadım…” diyerek kendisini mütevazı göstermek için yalan söylemekten imtina etmeyen ve Müslümanları içten vuran, hasılı Müslümanları hedef haline getirenlere karşı uyarıyor.

• Ağlama yoluyla vicdanlara hitap ederek, zengin Müslümanları kandıran, onların cebindeki  “Kur’an’ın zekat diye isimlendirdiği ve sekiz sınıfa taksim ettiği” fakir ve fukaranın hakkını çalan hırsızlara karşı uyarıyor.

• Ağlama sanatını kullanarak etrafına “Bir sineğin hakkına bile saygılı olduğu” süsünü veren, menfaatine dokunulduğu zaman Müslümanlara beddua etmekten hicap duymayanlara karşı uyarıyor.

• “Öldürülen Yahudi çocukları için çok ağladım” diyerek ümmeti “hoşgörü” safsatasıyla kandırırken, nifakı ortaya çıktığında hiddetlenerek “Allah onların yedi sülalesinin belasını versin” diyerek, ümmetin doğmamış çocuklarına bile kin ve nefret kusanlara karşı uyarıyor.

• İslam dininden gayrı “hak dinler” olduğunu iddia eden, ağlayarak İslam âlemine “Dinler arası diyalog” saçmalığını yutturmaya çalışan bedbahtlara karşı bizleri uyarıyor.

SİYONİST İSRAİL’İN BEKÇİSİ ABD, BUNLARI DA KORUYOR

Yukarıdaki özelliklerini anlattığımız kişiyi büyük ihtimalle tanıdınız. Şimdi Mescid-i Dırar hile ve hud’a sının benzerinin bugün de yaşatıldığını söyleyebiliriz. Müslümanları aldatmakta bir sakınca görmeyen bu yaratıkları kullanan ve koruyan şer gücün olmadığını kimse söylemesin. Yeryüzünün anarşist tek devleti olan İsrail’in bir numaralı koruyucusu ABD, bu tip yaratıkları da koruyup, kolluyor. Yeri ve zamanı geldiğinde kullanmasını da iyi biliyor.

Bugünkü yazımı şu şekilde bağlamak istiyorum: Nasıl ki Asr-ı Saadet’te, münafıklar nifaklarını gizlemek adına Mescid-i Dırar’ı inşa ediyorsa, bu asrın münafıkları da Ümmet-i Muhammed’i kandırıyor. Kendilerini “İslamiyetsiz Müslümanlık”  ile gizlemeye çalışıyor. Mescid-i Dırar ile “İslamiyetsiz Müslümanlık”ı icat edenler aynı zihniyetin mahsulüdür.

 

“Ağlayarak(!) aldatan mescid-i “dırar’cılar”” üzerine 5 yorum

  1. Yüreğinize sağlık. O çuvaldız mevzuunu ilk duyduğumda “Yahu buna inanan ahmaklar var mı ki?” demiştim. İnşaEllah yazınızdaki ilmi hakikatler sadıkul ahmak olan taifenin artık uyanmasına vesile olur. Zira küçük dağları ben yarattım duruşundaki o insanlar şimdi hangi dala el attıysa kuruyor ve maalesef hâlâ ben nerede hata ettim diye kendini sorgulayan yok! Üstelik devletine milletine iyice bilenmiş durumdalar! Şayet ıslahları mümkünse Ellah ıslah etsin; yok değilse engaribüzzaman tarumar etsin!

  2. Herkes bu münafıkların islama zarar verdikten sonra farkına varıp ayeti kerimeleri ve hadisi şerifleri süyluyor önemli olan bu münafıkları başta farkedebilmektir yinede Allah razı olsun vessellam

  3. Kaleminize sağlık. Bir kimse kendinı müdafaa ederken veya bir şeyler anlattığı sırada ağladıgı halde, halen konuşmasını surdurebiliyorsa ona itibar etmek de zorlaşıyor. İnsanların vicdanlarını ve dini duygularını kullanarak kendisini acındirip, çıkar elde etmek çabasında olan insanlara karşı verdiğiniz uyarılar altın değerinde. Her yazınızda yeni ve faydalı bilgiler öğrettiğiniz için teşekkürler.. Yolunuz açık olsun…

  4. Bu herifi ve ardından koyun sürüsü gibi gidenleri ancak bu kadar tarif edile bilinir idi….! Kaleminize ve yüreğinize sağlık Murat Abi

  5. S.a aziz kardeşim yüreğine, eline-kalemine sağlık yolun açık olsun herkes kendi işinin ehli ve en iyisi olmalı… Rabbim bizleri utandırmasın, rızası dışında hiçbir işle meşgul etmesin….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir