Gâvura ‘kürdan’ hizmeti gören ‘cemaatler’

İslam hukukunda devlet; en geniş İslam cemaatidir. Bu cemaat sistemini muhafaza etmek de  devletin görevidir. Devletin kendisini cemaat olarak görmesi ve anlattığım menfi manadaki örgütlenmelere karşı çıkması lazımdır. Dört halife zamanındaki gibi devlet bir olmalıdır. Bunu bozacak her türlü şeyin de men edilmesi gereklidir. Okumaya devam et Gâvura ‘kürdan’ hizmeti gören ‘cemaatler’

Şia ve İran hakkında bilmediklerimiz…

SEMENDEL (Tahşiye) Yayınları arasında Üstâd Bedîüzzamân’ın Arapça “İşârâtü’l-İ’câz” isimli eserinin tekmili hususunda yeni bir çalışma ortaya çıktı. Alelacele temin ettiğim eseri Malatya yolculuğumda büyük bir haz ve keyifle kısmen okudum. Kitabın 70-73 sayfalarında “Şia” ile ilgili bölüm çok dikkatimi çekti. Meğer “ŞİA” ve “İRAN”ın  asıl gayesi bildiğimizin çok çok dışındaymış. İşte şimdiye kadar edinmiş olduğum malumatı altüst eden o satırlar:

Okumaya devam et Şia ve İran hakkında bilmediklerimiz…

‘Yabancı yatırım durdu’ diyenlere!..

Ülkemizin teknoloji üssü olması adına büyük adımların atıldığı bir dönemde “Çorbada tuzum bulunsun” misali benim de bir katkım olsun istedim. Önceki gün Gümrük ve Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkci ile Çin’in elektronik devi Huawei firması ve ABD’li elektronik-lojistik firması Flekxtronics firması yetkililerini görüştürdüm. Sayın Bülent Tüfenkci’nin hemşerim olması bu görüşmeyi ayarlama cesaretini göstermemi sağladı. Türkiye’ye yabancı yatırımların durduğu iddia edilen bir dönemde böyle olumlu bir görüşmeye ön ayak olmak beni ziyadesiyle memnun etti. Bugünkü yazımı, teknoloji transferi ve Türkiye’ye yapılacak yatırımlarla ilgili görüşlerime ayırma ihtiyacı hissettim.
Okumaya devam et ‘Yabancı yatırım durdu’ diyenlere!..

‘Üst akıl’ı arayanın yolu Siyonizm’e çıkar

Geçtiğimiz hafta yayınlanan yazım sebebiyle bir hayli telefon ve elektronik mesaj aldım. “Üst akıl” diye tabir edilen “Gizli Zındıka Komitesi”ni deşifre etmek için kaleme aldığım yazı büyük dikkat uyandırmış olacak ki, yoğun bir hafta geçirdim. Mezkur örgütü Türkiye eksenli yorumlayanlardan tutun da “Bu örgütün hâlâ beli kırılmadı mı?” şeklinde soru soranlar da oldu.

Okumaya devam et ‘Üst akıl’ı arayanın yolu Siyonizm’e çıkar

Feraset der ki; Üst akıl Gizli Zındıka Komitesidir!

Son zamanlarda hem işitsel, hem görsel, hem de sosyal medyada “Üst akıl” kelimelerini sıkça görüyoruz ve duyuyoruz. “Üst akıl”ı sorguladığımızda ise farklı farklı yorumlara ulaşıyoruz. Her ne kadar İşin mahiyetini bilmeyenler “dış mihraklar” şeklinde yorumlayarak; fazladan bir şeyler bildiklerini zannetseler de; feraset, dış mihraklarında üstünde bir “Koordinasyon merkezi” olduğunu açık bir şekilde arzı endam ediyor. İşte bu merkezin adı, geçmişte “Gizli Zındıka Komitesi”yken, şimdi ise “üst akıl” şeklinde tabir ediliyor.

Okumaya devam et Feraset der ki; Üst akıl Gizli Zındıka Komitesidir!

Üst akıl(!) bizden ne istiyor?

Ülkemiz bir terör sarmalının içinde. Sadece çevremiz değil, içimiz de terör belasına bulaşmış durumda. Bir yandan içeride DAEŞ, PKK ve FETÖ terör örgütleriyle mücadele ederken; diğer yandan da Suriye’nin kuzeybatısında, PKK/KCK/PYD-YPG denilen virüsü ‘Zeytin Dalı Harekatı’ile söküp atmaya çalışıyoruz. Millet olarak biliyoruz ki; mezkûr terör örgütlerini kullanan bir güç var. Her ne kadar kullananın ismi; kimi zaman Amerika, İngiltere, Fransa veya Almanya olsa da; bunların tepesinde bir üst aklın olduğunun da bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Bu necip millet, Anadolu’nun İslam toprağı olduğu ilk günlerden bugüne kadar; belki de ilk defa bu kadar taarruza maruz kalmıştır. Buna hal-i alem ve tarih şahittir…
Okumaya devam et Üst akıl(!) bizden ne istiyor?

Küresel eşkıyanın Kudüs oyunu

Gerek Afganistan’da, gerek Çeçenistan’da, gerek Irak ve Suriye’de, gerek Yemen’de ve Afrika’da olsun, kısaca bütün âlem-i İslam’daki savaşlar Meciddun savaşıdır. Mesele sadece Kudüs’tür. İslam alemi kadar geniş olan bu harbin ateşi Kudüs’te yakılmıştır, nihayetinde dini argümanlara göre; Kudüs’te Yahudilerin yaktığı bu fitne ateşi söndürülecektir. Okumaya devam et Küresel eşkıyanın Kudüs oyunu

Hilkat-i insan, vahy-i ilahiyi iktiza eder.

İnsanı yaratan Rahman olduğu gibi; onun yaradılış gayesini ve şu dünyadaki vazifesini ona ta’lim edecek olan da yine Rahman’dır. Esma-i İlahiye biri birisiz olmadığından, Rahman ismi, ta’lim-i Kur’an’ı istediği gibi; Halık ismi de bu ta’limi ister. Şöyle ki:
Okumaya devam et Hilkat-i insan, vahy-i ilahiyi iktiza eder.

“Rab” edinmeyin!..

Meşhur Hatem-i Tâî’nin oğlu Adiy, Peygamber asm’ın huzuruna boynundaki haç ile girmişti. Peygamber (asm); “Ey Hatip boynundaki haçı çıkar ve at.” dedikten sonra: “İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi.” Yani; “Onlar, ahbarları (dîn adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) Allah’tan başka ‘Rab’ler edindiler.” (Tevbe 31) ayetini okudu. Adiy; “Ya Resulallah, ahbar ve ruhbanlara biz ibadet etmezdik deyince Peygamberimiz (asm); “Allah’ın helal kıldığına haram derler, siz de haram kabul etmez miydiniz? Allah’ın haram kıldığına helâl derler, sizde helâl saymaz mıydınız?”şeklinde sual ettiAdiy’in cevabı ise Evet oldu. Bunun üzerine Resulullah (asm) buyurdu ki  “İşte bu onlara ibadettir.” Demek helal ve haramın tespiti, sadece Allah ve Resulüne (asm) aittir. Helal ve haram kavramına, Allah ve Resulünün (asm) haricinde kimse müdahale etmeye yetkili olmadığı gibi, muhalefette edemez. Aksi bir durum; neuzubillah “Rab”lığı ilan ve kabul etmeye kadar gider… Feteemmel…

Okumaya devam et “Rab” edinmeyin!..