Birleşmiş Milletler çöküyor!..

Dünyanın yaratılışı altı gün olduğu gibi; insanlık tarihi de buna mütenasip olarak altı devirdir. Beş devri sancılı bir şekilde geçiren beşeriyet, altıncı devir olan; “malikiyet ve  serbestiyet”  şeklinde de tabir edilen “hakiki hürriyete”, an itibariyle ulaşmanın mücadelesini veriyor…

BEŞERİYETİN BEŞ DEVRESİ…

Toplum hayatı gelişmeden önce “vahşet” devrinde insanlar münferit olarak yaşıyorlardı. Sonrasında ise çıtayı bir derece yükselten beşeriyet; köylü hayatına benzer bir yaşam olan “bedeviyet” devresine geçiş yapmıştır. Artan nüfustan ötürü insanlar kalabalıklaşmaya başlayınca da; kabileler, aşiretler, hatta devletler kurmuştur. O zamanlar geçim genelde ziraat üzerineydi. Yerleşmek için güzel yerler bulmanın yanı sıra; ziraat için de verimli topraklara ihtiyaç vardı. O topraklarda “iş gücüne” olan ihtiyaç ise, kaçınılmaz olmuştu. O yüzden güçlü insanlar zayıf insanları “memlük” yani; köle edindiler. Hem köle edindikleri insanların yaşadığı yerleri işgal ettiler; hem de topraklarını kendi topraklarına ilhak ettiler. Öyle ki bu devirde insanlar, mal gibi alınıp satılıyordu. Zenciler fiziksel olarak daha iri yapılı ve kaslı oldukları için, kölelikte tercih nedeni olmuşlardı. Daha sonra ise insanlık sanayi devrimine geçince; fiziki iş gücünden ziyade işi bilen kalifiye elemana ihtiyaç duyulmuştu. Kölelik sistemi ise, kalifiye eleman edinmeye engel oluyordu. Tabi neden sadece bu değildi.. Çünkü o zamanlar insanlar arasında hürriyet fikri yavaş yavaş uyanıyordu. Hürriyet adı altında bilmecburiye “esaret” ve “sömürgecilik” sistemine geçtiler. Bu devirde toprak ilhakına eskisi gibi ihtiyaç kalmamıştı. Çünkü işgal ettikleri yerlere yol, su ve elektrik götürmek zorunda kalmayacak; sadece kanun ve sistemleriyle yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürebileceklerdi. Bu şekilde insanları sömürüp, esir ettiler. Daha sonra esir ve sömürge ettikleri bu devletlere, sözde bağımsızlıklarını vererek; güya özgürlük verdiler. Halbuki bağımsızlık olarak lanse ettikleri şey, kanunlarıyla faiz sistemini kurup; o devletlerin ellerinde bulunan her şeyi gasp ederek, günümüzdeki “ecirlik” sistemine geçiş yapmaktan başka bir şey değildi. Dikkat ettiğiniz zaman günümüzde dahi bütün dünya çalışıyor; bir elin beş parmağını geçmeyen insan(!) ise; bu sayede servetine servet katıyor.

OXFAM’IN SUNDUĞU RAPOR “ECİRLİK” DİYOR…

Daha önce “Üst akıl bizden ne istiyor?” başlıklı yazımda şu şekilde bir tespitte bulunmuştum. “Biliyorsunuz zaman zaman Davos’ta, Dünya Ekonomik Forumu adında bir dizi toplantılar tertip ediliyor. Britanya merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Oxfam’ın, geçen seneki raporunda, altısı Amerika’dan olmak üzere 8 milyarderin, dünya nüfusunun yarısı olan 3 milyar 6 yüz bin insanın toplam serveti kadar bir varlığa sahip olduğu vurgulandı. Oxfam, geçen yıl da 62 kişinin, insanlığın alttaki yarısı kadar serveti kontrol ettiğini belirtmişti. Kuruluşun en son raporunda, “Bu yeni veriler geçen yıl elimizde olsaydı, 9 milyarderin yeryüzünün en yoksul yarısı kadar servete sahip olduğu görülecekti” deniliyor.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI OLMAYAN DEVLETLER HÜR DEĞİLDİR…

Ecirlik konusunu biraz daha açacak olursak; bütün devletler şu anda 2. dünya savaşından sonra “galip devletlerin” kurduğu “sistem” ile idare ediliyor. Dikkat edildiğinde devletler artık padişahlarla değil, kanunlarla idare ediliyor. Kanun koyucu kendileri olunca; hükmettikleri devletlerde fiilen bulunmadan; o devletleri kontrol altına almış oluyorlar. O kanunlardan beşer hürriyeti beklerken; tam tersi esaretin bir çeşidi olan ecirliğe mahkum oluyor. Çünkü kanunları hür olmadığından, başka devletlere hizmet ediyorlar. Şu anda bütün devletler, faiz bataklığına saplanmış vaziyetteler. Gerçek şu ki; ekonomik bağımsızlığı olmayan devletler hür değildir.

DOLARIN DEĞERİ NEYE GÖRE TESPİT EDİLİYOR?

Galip devletler kurduğu bu sistem içinde, parayı sadece araç olarak kullanıyor. Mesela; ABD  kâğıt para basıyor ve o paraya itibari bir değer koyuyor. Peki, bu değer neye göre belirleniyor ve merkezi neresi? Bir insan dolarla ticaret yapıyor. Dolar alıp, dolar veriyor ve karşılığında servetini dolara göre ölçüyor.  Halbuki o kişinin cebindeki dolar ona mı ait? Hayır.. Üstünde Amerikan Merkez Bankası yazıyor. Senin bütün servetin dolar ama; para ABD’nin. Senin cebinde de dursa para onların…

BEŞ BÜYÜĞÜN KOYDUĞU SİSTEM ÇATLAMAYA BAŞLADI…

2. Dünya Savaşı’ndan sonra galip gelen devletler “Birleşmiş Milletler” adı altında bütün dünyayı tehdit eden bir yapı kurdular. Diğer halkı da kendilerine cebren tabi ettiler. Lakin kurulan bu sistem her taraftan çatlıyor. Alttaki devletler üstteki devletlere karşı çıkıyorlar ve “Dünya beşten büyüktür” diyorlar. Görüldüğü gibi; Rusya, Çin, Amerika, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler birbirine düştüler. Oyun kurucu aktörlerin aralarındaki sistem çatırdadı. Çatlamaya başlayan bir şey ise asla geri dönmez. Bu fıtratın kanunudur. Kış mevsiminden yaz mevsimine doğru giderken; arada bahar mevsimi vardır. Bahar mevsimi ise; yaz mevsiminin müjdecisidir. Bazen bazı günler kış gibi görünse de, yaz mevsimine doğru giden zamanın geri dönüşü yoktur. Birleşmiş milletlerin koymuş olduğu bu sistem de yavaş yavaş çöküyor. Artık isteseler de önünü alamazlar…

“HÜRRİYET-İ MEŞRUANIN” AYAK SESLERİ YANKILANIYOR!..

Dünya düz değildir ki; tarih de düz olsun. Dünyanın dönmesi ile birlikte tarihte değişmeye mahkumdur. Dikkat edildiğinde bir devir daim vardır. Gece-gündüz, yaz-kış nasıl devir daim ediyorsa; dünya tarihi de devir daim edecektir. Hürriyet-i meşruanın ayak sesleri yankılanıyor; bunu artık duymamız lazım. Yılmadan ferasetli olmak zorundayız. Yeni bir sistem kurarken; ecirliğin, esirliğin bir başka türüne izin vermeden hareket etmeliyiz. Çünkü bütün insanlığı kandırdılar. Memlukiyetten esarete geçildi. Denildi ki “kölelik kalktı”, halbuki esirlik kölelikten daha beter bir durumdu. Köleyi doyururlardı, hasta olsa tedavi ederlerdi; fakat esirlikte onu bile yapmadılar. Sonra ki ecirlikte ise hiç yapılmadı.

TÜRKİYE ROL-MODEL…

Ecirliğin ne kadar zararlı olduğunu sadece Türkiye değil, bütün dünya görmeye başladı. Mazlumların temsilcisi olan Türkiye’ye yapılan her zulmü; artık insanlar kendilerine yapılmış kabul ediyor. Çünkü Türkiye bazı noktalarda “Birleşmiş Milletlerin” ve bilhassa Amerika’nın yaptığı zulme karşı direnç göstererek; adeta rol-model oluyor. Bu sürecin selametle atlatılabilmesi için, beşeriyetin geçirdiği devrelere tekrar bakarak; yeni dünya düzenini ona göre konumlandırmalıyız. Bu düzen ise ancak kitap ve sünnet ile mümkün olabilir.

YÜZÜMÜZÜ ARTIK ASYA’YA ÇEVİRMELİYİZ…

Hasılı: Türkiye’ye yapılan olumsuz bir hareketi, özellikle İslam alemi kendine yapılmış gibi algılıyor. Kukla liderler sessiz kalsa bile; halkları Türkiye ile birlikte tepki koyuyor. Zaten ABD’nin son yaptırımından sonra İslam aleminin gösterdiği dayanışma; bunun en bariz göstergesidir. Son hadiseler Türkiye’nin yüzünü Batıya çevirmesinin yanlış bir politika olduğunu gösterdi. Onun içindir ki; artık Türkiye yüzünü Avrupa’dan Asya’ya çevirerek; lider ülke olmanın hesaplarını yapmalıdır.

 

Birleşmiş Milletler Çöküyor - Akşam Gazetesi - Pazar Yazısı
Birleşmiş Milletler Çöküyor – Akşam Gazetesi – Pazar Yazısı

“Birleşmiş Milletler çöküyor!..” üzerine 6 yorum

  1. Çok reel tespitler yeni menzil ve sahalar açılmalı. Zaten dünya büyük buhranlardan geçiyor, yeni menzillere gebe . Bütün dünya ülkeleri içind e geçerli bu dedikleriniz. Dikkate almak elzemdir. Nano teknoloji nano cihan nano zanaat ve sanaat. kaleminize ve yüreğinize sağlık Abim

  2. Evet dünya 5 den büyüktür ve o büyükler kendi aralarında ki kavga her geçen gün artmakta… bu süreci iyi değerlendirmek gerek ve liderlik vasfını alarak asya da söz sahibi bir devlet olmalıyız. Sancılı bir süreç olacak belki ama bu Hz. Mehdi nin ayak sesleri bence inşallah o günleri gorenlerden oluruz.

  3. Herşey birgün mutlak aslına dönecektir. Müslmanlar hiçbir asırda görmemiştir bu asırda gördüğü zulmü. Biz bu zülmün, akıtılan kanların yerde kalmayacağına iman etmişiz. Allah dostlarına korku yoktur. Bu devran elbet dönecektir.

  4. Elinize, yüreğinize ve emeğinize sağlık. Güzel bir yazı olmuş. Müslümanlar için ümit kokan bir yazı. Böyle yazılara özellikle bu zamanda ihtiyaç var…

  5. Yazı için de, içerisindeki isabetli tesbitler için de koca bir teşekkür. Ümitvarız böyle kıymetli yazılarla iyice ümitleniyoruz! Kaleminize sağlık!
    Yakînim var ki: İstikbal semavatı, zemin-i Asya
    Bâhem olur teslim, yed-i beyza-yı İslâm’a.
    BEDİÜZZAMAN

  6. Ne yapıp edip bir an önce aayaya yönelmeli ve abd ve avrupadan çekilmeliyiz. Kanunlar baştan sonra düzenlenmeli batıdan alınan ne varsa çöpe atılmalı. Aksi halde çöküş kaçınılmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir