“Onlar Pavlos’un farklı versiyonu!..” – I

Tarihin tozlu raflarına baktığınız vakit, Din-i Mübin-i İslam’ı tahrif etmek isteyenlerin takip ettikleri yolların hep aynı olduğunu görürsünüz. Din-i Mübin-i İslam’ı bozmak isteyenlerin “hile ve hud’a”sının asırlardır aynı olması, “E tevâsav bihî” yani: “Geçmişten bir tavsiye mi aldılar” (Zariyat 53) ayetinde açık bir şekilde beyan edilmiştir.

Okumaya devam et “Onlar Pavlos’un farklı versiyonu!..” – I

Sömürgeydi “Ecirlik” oldu! -II

Geçtiğimiz hafta insanlık tarihinin sömürge sistemindeki evrimine kısa bir bakış atmıştık. Konumuzu 2. Dünya Savaşı’yla birlikte değişen sömürge sistemine bağlayıp bitirmiştik. Bu hafta kaldığımız yerden yani “Sömürgeydi Ecirlik oldu!”dan devam ediyoruz.

Okumaya devam et Sömürgeydi “Ecirlik” oldu! -II

Sömürgeydi “Ecirlik” oldu!

Dünyamızı kasıp kavuran bir pandemi sürecini yaşıyoruz. Yapılan onca çağrıya, verilen milyonlarca kayba rağmen, insanlık halen uyanmış-uyanabilmiş değil. Afrika’nın on yıllar boyunca yaşadığı açlık ve sefaleti duyarız. Yine de kılımızı kımıldatmadan, hayatımızı sürdürürüz. Özellikle İslam coğrafyasında gerçekleşen savaşları, katliam ve yıkımları görmezden gelir, kulaklarımızı hatta beynimizi kapatır; kendi yaşantımızı daha huzurlu ve refah içinde nasıl geçirebileceğimizin hesaplarını yaparız. “Gemisini kurtaran kaptandır” der, kendimizi avuturuz. Gerçeklerle yüzleşmekten ise, her zaman kaçınırız…

Okumaya devam et Sömürgeydi “Ecirlik” oldu!

“14 Aralık Soruşturması” bitmemiş!..

Geçtiğimiz haftaki yazımda, Fetullahçı Terör Örgütü’nün arta kalmış bazı üyelerinin, hali hazırda da aktif olduğunu ve şimdi de sözde davalarına (!) hizmet etmeye çalıştıklarını anlatmaya çalışmıştım. Eskisi gibi gazete ve televizyonları artık yok. Ancak şimdi de kirli ellerini sosyal medyaya daldırmış ve farklı yapılarla kendilerini kamufle ederek, saldırıyorlar. Söz konusu yazımda, Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan merhum Abdulkadir Badıllı‘nın yazdığı “İfhamname”sinden bahsetmiştim. “İfhamname”nin, FETÖ’cü teröristler tarafından “İhbarname” olarak karşılık bulmasını ve “Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı”nın işaretiyle de; “Tahşiye Kumpası”nın kurulduğunu anlatmıştım.

Okumaya devam et “14 Aralık Soruşturması” bitmemiş!..

Amacınız izhar mı, inkar mı?..

Müminin sinesi âlem-i İslam kadar geniş olmalıdır” düsturuyla hareket edenlerdenim. Vazifem “i’layı kelimetullahtır”. İnancım “Kitap Sünnet, İcma ve Kıyastır”. Şimdilik uğraştığım düşman, FETÖ‘den de öte, onu maşa olarak kullanan “Gizli zındıka komitesidir”.  Bu mücadelenin “Asıl sahiplerine”, gücümün yettiği nispette yardımcı olmaya çalışmak, imanımın ve inancımın muktezasıdır.

 Bana “Ölmüş gitmiş bir insan, neden kalemine dolanıyor.” diyorlar. Bahse mevzu olan kişi de, Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan merhum Abdulkadir Badıllıdır. Ben o zatı kalemime ve dilime dolamıyorum. Hatta Sebkat eden hizmetini taktir ve şahsına hürmetle birlikte, arkasından rahmetle dua ederim. Fakat “Hakkın hatırı âlîdir, hiç bir hatıra fedâ edilmez” düsturuyla, hakkın hatırını kırmam ve yanlışa da “Yanlış” derim. Belli ki benim muhataplarım, o merhumun yanlışlarını hak sosuyla bizlere yutturmaya çalışanlardır.

Okumaya devam et Amacınız izhar mı, inkar mı?..

Ahmet Akgündüz’ün amacı ne?..

Günümüzde öyle meseleler var ki; ilgili-ilgisiz onlarca insan, bir alim edasıyla ahkam kesmektedir. Özellikle sosyal medya denilen ve herkesin her şeyi bildiği bir mecrada, öyle konular yazılıp-çizilir oldu ki; oraya müracaat edip fetva alanların ve ona göre hareket edenlerin varlığı da ayyuka çıktı. Herhangi somut bir araştırma olmamasına rağmen, şahsi olarak kanaatim; sosyal medya denilen mecradan alınan bilgilerin, yüzde 80-90’ının yalan-yanlış üzerine kurulu olmasıdır. Bilgiye ulaşmak isteyenlerin, sağlam kaynaklara, yani asırlar boyunca kontrol edilerek gelen tefsir, hadis ve fıkıh disiplini olan kaynaklara bakmalarını; önemle tavsiye ediyorum. Bu konuyla ilgili tespitimi not ettikten sonra, bugünkü asıl konumuza geçmek isterim.

Okumaya devam et Ahmet Akgündüz’ün amacı ne?..

Suiistimal var diye, inkâr edemezsiniz!

İslam dininin birçok meselesi gibi, “Mehdiyet” konusu da günümüzde en çok suiistimal edilen konulardan biridir. Hatta ülkemizde Mehdi olduğunu iddia eden birçok “sahtekâr”, Müslümanların saf ve temiz duygularını göz göre göre kendi menfaati doğrusunda kullanmaktadır. Müsteşriklerden beslenme birçok İslam âlimi(!) ise, güya bunlarla mücadele adına, Mehdiyet konusunu inkâr etmekle kalmayıp, din-i İslam’da“tahribat” yapmaktadırlar.

Okumaya devam et Suiistimal var diye, inkâr edemezsiniz!

Müjde olsun sana cennet!..

Günümüzde her şeye ve hadiseye tabiatı; yani manâyı ismiyle nazar edildiğinden, âlem hiddete geliyor. “Musibetler” dur-durak bilmiyor. Bir yandan koronavirüs pandemisi, hayatımızı zahiren zehir ederken, diğer yandan deprem bu halimize “tiksinerek” bir bir bizi üzerinden silkelemeye devam ediyor. Bunu ifade ederken, masum çocukları, masum insanları ve masum hayvanları kastetmiyorum. Bu durum “Ekal bir seviyede” de olsa, yine de âlemin “hiddetinden” kurtulamıyoruz. “Öyle bir beladan sakının ki, geldiği vakit yalnız zalimlerinize mahsus kalmaz; masumları da içine alır. Ve bilin ki Allahu Teâla’nın azabı şiddetlidir.” (Enfal-25) mealindeki Ayet-i Kerime buna işaret ediyor…

Okumaya devam et Müjde olsun sana cennet!..

İsmin değişmesi, müsemmayı değiştirmez!

İslam âlimlerinin nezdinde ‘Mevlid’; “doğum”, bahusus Hazret-i Peygamber’in (sas) “doğum”u anlamına kullanıldığı halde, günümüz insanları bunu, ölen kişinin 3’ünde, 7’sinde, 40’ında veya seneyi devriyesinde halkı toplamak ve ziyafetler vermek manasına anlamaktadır.

Bu yanlıştır!

Okumaya devam et İsmin değişmesi, müsemmayı değiştirmez!

Rabbim sabırlar versin, beterinden korusun…

Bu Makaleyi Dinle!

Bilindiği gibi aylar önce Pütürge ve Elazığ depremiyle sarsılmıştık. Bugün ise İzmir’deki depremi büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz. İlk belirlemelere göre 25 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yaralı olarak kurtulan 865 kişi var. Ahirete irtihal eden kardeşlerimize, rahmet diliyorum. Yaralı kardeşlerimiz için de Hakk Teala’dan acil şifalar niyaz ediyorum. Bugüne kadar yaşananlardan gördüğüm kadarıyla, ümidim o dur ki, evsiz-barksız kalan kardeşlerimizi devletimiz yalnız bırakmayacaktır. Rabbim daha beterinden saklasın inşallah.

Okumaya devam et Rabbim sabırlar versin, beterinden korusun…